06.11.2026
CHP Ekonomi Politika Kurulu:
"Finansal sistemin altyapısına, bürokrasinin üst kademelerine ve iktidara kadar uzanan organize bir suç örgütüyle karşı karşıyayız."
"Reel sektördeki 3 bin firmanın 116 milyar TL’si fonlarda takılmıştır; Borsa İstanbul’un piyasa değeri 173,5 milyar dolar eriyerek 305,7 milyar dolara düşmüştür."
"Gönüllü İade Hesabı şeffaf açıklanmalı; elde edilecek kaynaklar küçük yatırımcıların zararlarının tazmininde kullanılmalı ve artan tutar dul, yetim, malul, gazi ve şehit yakınlarına aktarılmalıdır."
"Enflasyon en büyük halk düşmanıdır; dolaylı vergilerin payı azaltılmalı ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları eşel mobil uygulamasıyla sabitlenmelidir."
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ekonomi Politika Kurulu, 6 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantının ardından Türkiye ekonomisinin gündemindeki en kritik iki başlık olan fon vurgunu ve enflasyon krizine ilişkin kapsamlı bir yazılı değerlendirme yayımladı. Yayımlanan raporda; finansal piyasalardan reel sektöre kadar uzanan fon soygununun yol açtığı devasa yıkım, Borsa İstanbul'daki sert erime, mağduriyetlerin giderilmesine yönelik acil çözüm önerileri ve dar gelirli vatandaşları koruyacak vergi ve fiyat sabitleme tedbirleri detaylarıyla kamuoyuna duyuruldu.
CHP Ekonomi Politika Kurulu toplantısı sonrası yayımlanan güncel değerlendirme metni şöyle:
1. FON VURGUNU
Finansal sistemin alt yapısına, bürokrasinin üst kademelerine oradan da iktidara kadar uzanan organize bir suç örgütüyle karşı karşıya olunduğu anlaşılmaktadır. 17 Eylül 2026'da bazı fonların işlemlerinin durdurulması ve tasfiye kararlarıyla görünür hâle gelen fon vurgunu, yalnızca belirli yatırım fonlarıyla sınırlı kalmamış; finansal piyasaları ve reel ekonomiyi farklı kanallardan etkileyen çok boyutlu bir soruna dönüşmüştür. Bu çerçevede, fon vurgunuyla birlikte Türkiye sermaye piyasalarına yönelik yurt içi ve yurt dışı yatırımcı güveni ciddi biçimde sarsılmıştır.
Fon vurgunuyla birlikte yatırımcıların tasarruflarına erişiminde ciddi güçlükler yaşanmaktadır. TCMB verilerine göre, kriz öncesinde yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki fonlarda toplam 116 milyar TL yatırımı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu firmaların reel sektör içindeki ağırlığı sınırlı olmakla birlikte, söz konusu kaynaklara erişimde yaşanan güçlükler, firmaların nakit yönetimini ve ödeme kapasitesini olumsuz etkilemektedir.
Fon vurgununun etkileri yalnızca belirli hisse senetleriyle sınırlı kalmamış, Borsa İstanbul genelinde yaşanan değer kayıplarıyla birlikte finansal servet kanalını da olumsuz etkilemiştir. Ağustos-Ekim 2026 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri 173,5 milyar dolar eriyerek 305,7 milyar dolara düşmüştür.
Fon vurgununun kalıcı ve güvenilir bir çözüme kavuşturulmasında yaşanan gecikmeler, varlık fiyatlarındaki düşüş, finansal koşullardaki bozulma ve yatırımcı güvenindeki zayıflama nedeniyle tüketim, yatırım ve üretim kararları üzerindeki olumsuz etkileri derinleştireceği görülmektedir.
Bu nedenle, krizin daha fazla ekonomik ve toplumsal maliyet yaratmadan, kapsamlı ve güvenilir bir program çerçevesinde bir an önce çözüme kavuşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda aşağıda sıralanan adımların ivedilikle atılması önerilmektedir:
Kurumsal sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap verebilirliğin sağlanması gerekmektedir. Yine bu kapsamda, organize suç yapılanmasının olası siyasi bağlantılarının bütün yönleriyle aydınlatılması zorunludur.
Sermaye piyasalarında şeffaflığın ve piyasa bütünlüğünün güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Halka açık şirketlerin nihai ortaklık yapıları şeffaflaştırılmalı; yatırım fonları üzerinden kurulan dolaylı kontrol ilişkileri ve ilişkili taraf işlemleri etkin biçimde izlenmelidir. Fiilî dolaşımdaki pay oranlarının gerçeği yansıtması sağlanmalı; koordineli işlemler ve yapay fiyat oluşumlarına karşı piyasa gözetimi güçlendirilmelidir.
Fon vurgununun yol açtığı mağduriyetler giderilmeli ve reel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri sınırlandırılmalıdır. Fon mağdurlarının tasarruflarına en kısa sürede ulaşabilmeleri için tasfiye ve geri ödeme süreçleri hızlandırılmalı, ödeme takvimi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Fonlardaki kaynaklarına erişemediği için ödeme güçlüğü yaşayan şirketlere, üretim ve istihdamın olumsuz etkilenmemesi amacıyla, bankacılık sistemi üzerinden geçici likidite desteği sağlanmalıdır.
Mağduriyetlerin giderilmesinde öncelik, hukuka aykırı kazançların ve sorumluların mal varlıklarından tahsil edilecek kaynakların kullanılmasına verilmelidir. Bu çerçevede Gönüllü İade Hesabında toplanacak olan kaynaklar, para, taşınmaz ve hisse senedi ayrımında, kamuoyuna düzenli biçimde açıklanmalıdır. Soruşturma kapsamında elde edilen haksız kazançlar, hukuk çerçevesinde sonuna kadar takip edilmeli; buradan elde edilecek kaynaklar, başta küçük yatırımcı fon mağdurlarının zararlarının tazmininde kullanılmalı, artan kaynaklar öncelikle toplumun en kırılgan kesimleri olan dul, yetim, malul, gazi ve şehit yakınlarına (5 milyon yurttaşımıza) behemehâl aktarılmalıdır.
2. ENFLASYON
"Enflasyon en büyük halk düşmanıdır." Mevcut hükümet, enflasyon canavarıyla etkin bir biçimde mücadele edememekte; enflasyon emekli, dul, yetim başta olmak üzere toplumun sabit ve dar gelirli kesimlerini derinden etkilemektedir. Bu nedenle mesele artık acil müdahale gerektiren siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, siyasi uzlaşı temelinde ele alınmalıdır. Devlet gelirlerinin büyük bölümünün dolaylı vergilerden karşılanması, gelir dağılımındaki adaletsizliği hızla arttırmaktadır. Vergi sisteminde dolaylı vergilerin payının azaltılarak, vergide geniş halk kesimlerini rahatlatacak şekilde, vergi adaleti ivedilikle sağlanmalıdır. Ayrıca, sabit ve dar gelirli kesimlerin yaşam maliyetinde önem arz eden temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının, yıllık artışlarından etkilenmeyecek bir düzeyde eşel mobil uygulamasıyla sabitlenmesi için (İspanya’da olduğu gibi) acil yasal düzenlemeler yapılmasını öneriyor ve bu yönde gelecek teklifleri destekleyeceğimizi açıklıyoruz."
02.11.2023
29.10.2023
27.10.2023
23.10.2023
18.10.2023
17.10.2023
17.10.2023