Rıfat Turuntay Nalbantoğlu: “187,6 Milyar Liralık Fon Vurgunu Devletin Çöktüğünün Kanıtıdır, Kendi Magna Carta’mızı Kurmalıyız!”

05.11.2026

Rıfat Turuntay Nalbantoğlu konuşması,Hazine Bakanlığı bütçesi,187 milyar fon soygunu CHP,mali müşavirlerin sorunları Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, e-defter cezaları ve sınırsız sorumluluk

CHP Genel Sekreteri Rıfat Turuntay Nalbantoğlu:

- “187,6 milyar liralık fon soygunu sistemin ve devletin çöktüğünü, yönetilememe krizini açıkça ortaya koymuştur!”

- “Bütçe hakkının yok sayıldığı Türkiye'de yetki ve denetim alanında kendi 'Magna Carta'mızı acilen hayata geçirmek zorundayız.”

- “Bağımsız denetim alanının daraltılması ve kamu mali denetimindeki baskılar skandallara kapı aralamaktadır; Maliye Bakanlığı kendi müttefiki olan mali müşavirleri yalnız bırakmıştır.”

- “150 bin serbest muhasebeci ve mali müşavirin enflasyon altında eriyen emeği, ölçüsüz cezaları ve sınırsız sorumluluk yükü acil çözüm bekliyor.”

- “37 yıldır değişmeyen 3568 sayılı Meslek Yasası baştan yazılmalı, mali müşavirlerin haklı talepleri içeren kanun teklifleri derhal Meclis'te kabul edilmelidir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2027 Yılı Bütçesi görüşmelerinde söz aldı. Bütçe hakkının tarihsel gelişimi ve Magna Carta vurgusuyla konuşmasına başlayan Nalbantoğlu; 187,6 milyar liralık "asrın soygunu" olarak nitelendirdiği fon krizini, kamu mali denetimindeki sistem çöküşünü ve kendisinin de mensubu olduğu 150 bin serbest muhasebeci mali müşavir ile yeminli mali müşavirin kronikleşen sorunlarını Komisyon gündemine taşıdı.

CHP Genel Sekreteri Rıfat Turuntay Nalbantoğlu’nun Komisyonda gerçekleştirdiği konuşma şöyle:

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Magna Carta'dan bu yana süregelen bütçe hakkı doğrultusunda geçen yılı ve önümüzdeki yılı konuşmak üzere buradayız. "Büyük Sözleşme" olarak adlandırılan Magna Carta, bütçe hakkının yanı sıra kralın yetkilerini de kısıtlayarak anayasal demokrasilerin, insan haklarının ve parlamenter sistemin temel taşını oluşturmuştur.

Ancak içinde bulunduğumuz süreçte ne anayasal demokrasiden, ne insan haklarından, ne parlamenter sistemin etkinliğinden, ne de bütçe hakkından söz etmemiz mümkündür. Ayrıca bütçe hakkı senede bir kez burada ya da Genel Kurulda oturup konuşmak da değildir. Bütçenin nereye harcandığının yanı sıra, plan ve programlara ne kadar uyulduğu, saydam ve şeffaf bir şekilde ne kadar denetlendiği, ihmal ve suistimali olanlara caydırıcı bir şekilde ne seviyede yaptırım uygulandığının da tespit edilmesidir. Bunların ne kadarının gerçekleştirildiğini sizlerin ve kamuoyunun takdirine sunuyorum.

“ASRIN SOYGUNU: 187 MİLYAR 653 MİLYON LİRA HORTUMLANDI, YÖNETEMEME SORUNU ORTADA”

Sayın Bakan, değerli komisyon üyeleri; bütçeye baktığımızda genel olarak Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'a dayandırıldığını görüyoruz. Ancak daha sonra hem kamu maliyesini hem de makroekonomik plan ve programları etkileyecek çok büyük bir fon krizi patlak verdi. Dolayısıyla "asrın soygunu" olarak adlandırılan bu fon krizinin Orta Vadeli Program'a ve bütçeye etkileri konusunda gerekli öngörülerini de dikkate aldığınızı umuyorum, ummak istiyorum.

Fon krizi demişken herkes değindi ama birkaç noktasıyla ben de değinmek istiyorum: Günlerce yazıldı, çizildi; hâlen de yazılıp çizilmeye devam ediyor. Burada kimin ne kadar, kimlerin hangi yöntemlerle ne kadar götürdüğü konusuna girmeyeceğim, tekrar etmeye de gerek yok. Fakat bu sistem çok önemli bir tehlikeyi hepimize gösterdi.

Değerli arkadaşlar, devlet çökmüş, sistem çökmüş, yönetememe sorunu çok açık bir şekilde ortalıkta! Hortumlandığı iddia edilen rakam 187 milyar 653 milyon lira! İyi ki paradan 6 sıfır atılmış; atılmamış olsaydı 187 milyar 653 milyon lirayı eski rakamlarla burada telaffuz edecek bir kişi var mıydı, ben gerçekten merak ettim. Mesela ben telaffuz edemezdim.

Sayın Bakan, siz de biliyorsunuz ki bu işin borsacısı, siyasetçisi, denetçisi, bürokratı, kamu görevlileri olmak üzere birçok ayağı, ağı var. Dolayısıyla bu, organize iş ve örgütlü suç kapsamında mutlaka değerlendirilmek ve örgütlü suç kapsamında bakılmak zorundadır. Bu durum aynı zamanda acilen bütün kurum ve kurulların yeniden oluşturulması, disipline edilmesine ihtiyaç duyduğunu da açık bir şekilde göstermektedir. Bugün geldiğimiz noktada yetki ve denetim başta olmak üzere hemen her alanda bizim de kendi Magna Carta'mızı yaşama geçirmemizin gerektiği çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

“KAMUSAL MALİ DENETİM SİSTEMİ ÇÖKTÜ, BAĞIMSIZLIK ORTADAN KALDIRILDI”

Sayın Bakan, son yaşananlarda açıkça görüldüğü gibi kamusal mali denetim sisteminde çok büyük sorunlar vardır. Yüksek denetim organları ve iç denetim birimlerinin idari ve mali özerkliklerinin tam anlamıyla tesis edilememiş olması, denetim raporlarının tarafsızlığı ve algısı üzerinde çok büyük bir baskı oluşturmaktadır.

İç denetimde uluslararası bağımsız denetim standartlarının tam ve eksiksiz uygulanamaması denetim kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü ülkemizde yaşanan son olayda da görüldüğü gibi, bütün dünyada yaşanan denetim skandalları nedeniyle denetime bakış açısı değişmiş, güvenilir ve kaliteli raporlamaya yönelik ihtiyaç artmış, bunları sağlamak üzere de bağımsız denetim faaliyetleri çok daha önemli bir konum kazanmıştır.

“150 BİN MALİ MÜŞAVİR YORGUN, YIPRANMIŞ VE YALNIZ BIRAKILMIŞTIR”

İşte tam bu noktada Sayın Bakanım, sizi de hazır yakalamışken mensubu olduğum meslek grubunun, yaklaşık 150 bin serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirin yıllardır çözülemeyen ve âdeta kangrene dönüşmüş sorunlarını dile getirmek istiyorum.

Bu sorunlar çözülürse sadece bir meslek grubunun meselesini çözmüş olmayacaksınız; aynı zamanda sağlam ve hakkaniyetli bir bütçe için sizlere, sizlerle birlikte gönüllü çalışan bir kesime sağlıklı bir çalışma ortamı yaratmış olacaksınız. Sayın Bakan, bu insanlar her ay milyonlarca beyannameyi sizler adına hazırlıyor, devletin vergisini ve sigorta primini topluyor, kayıtlı ekonominin bekçiliğini yapıyor. Devletimizin mali idaresinin sahadaki eli, gözü ve kulağı onlardır. Size açıkça söylemek isterim: Bu meslek grubu bugün yorgun, yıpranmış ve kendini yalnız hissediyor. Yıllardır kapı kapı dolaşıp taleplerini anlatıyorlar ama karşılarında seslerini duyan bir irade bulamıyorlar. Ben bugün o talepleri, bu çatı altında bu sorunları hepinizin vicdanına havale ediyorum ve teslim ediyorum Sayın Bakanım.

Değerli arkadaşlar, çok ciddi sorunları var mali müşavirlerin ve bu sorunlar çözüldüğü zaman sadece mali müşavirlerin sorunu çözülmüş olmayacak; sizin en önemli müttefikinizin, en önemli paydaşınız olan bir meslek grubunun da sorunu çözülmüş olacak.

“MALİ MÜŞAVİRLERİN YILLARDIR ÇÖZÜM BEKLEYEN 5 TEMEL SORUNU”

Enflasyon Karşısında Eriyen Emek: Bir türlü çözemediğiniz, bir türlü halledemediğiniz enflasyon karşısında eriyen emek... Değerli arkadaşlar, 2019'da 100 lira olan mali müşavirlik ücreti 2026 tarifesinde 785 liraya çıkmıştır. Rakam çok büyük gibi görünüyor ama değil. Aynı dönemde mali müşavirlerin ofisinde çalıştırdığı personelin asgari ücret maliyeti yaklaşık 15 kat, üretici fiyatları 13 kat, akaryakıt 14 kat artmıştır. Yani meslek mensupları bu iktidarın ekonomi yönetiminin yol açtığı enflasyonun faturasını kendi cebinden ödüyor. Girdi maliyetlerine göre bu ücretin asgari 1.500 TL olması gerekiyor ancak 785 lirada kalmıştır.

Kapsam Dışı Bırakılan Beyannameler: Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi konusunda yine en önemli yardımcınız olacak mali müşavirler, bugün belli bir büyüklüğün üzerindeki mükelleflerin beyannamelerini mali müşavirlere imzalatma zorunluluğunun dışında tutulmuştur. Yani en büyük vergi tutarlarının döndüğü yerde uzman bir göz olmadan beyanname gönderilebiliyor. Bunun düzeltilmesi için hazırlıklar yapıldığını biliyorum ama yıllardır herhangi bir sonuç da alınamadı.

Denetimsiz Kalan Şirketler: Türk Ticaret Kanunu şirketlerin finansal tablolarının bağımsız denetçilere, hukuki işlemlerinde işlem denetçilerince denetlenmesi felsefesiyle hazırlanmış; ancak kanun yürürlüğe girmeden yapılan değişiklikle bağımsız denetim alanı daraltılmış, işlem denetçiliği tamamen kaldırılmıştır. Sonuç ortada! Bugün tartıştığımız birçok konuyu bu sebeple tartışıyoruz Sayın Bakanım.

E-Defter Cezalarındaki Ölçüsüzlük ve Sınırsız Sorumluluk: Bir beyannameyi geç verdiğinizde ceza gecikme süresine göre kademelendirilmiyor; bir günlük gecikmeyle aylarca süren ihmal aynı kefeye konuyor. Bu cezalar gecikme süresiyle orantılı hâle getirilmek zorundadır. Kusur ve ceza arasındaki denge de ve sınırsız sorumluluk da maalesef mali müşavirleri ve bu meslek grubunu üzen çok önemli sorunlardan biridir. Dijitalleşme vergi sistemini hızlandırdı ama sistemler aksıyor, sunucular çöküyor. Vergi kaybı doğurmayan çok kısa süreli teknik aksaklıklarda vergi kaçırmaya yönelik bir fiil aynı şekilde cezalandırılamaz. Cezanın amacı cezalandırmak değil, kuralla uyumu sağlamak ve sistemi güvenle korumaktır. Daha da vahimi şudur ki: Mali müşavirler imzaladıkları beyannamelerde sonradan çıkan vergi farklarından mükellefle birlikte sınırsız ve tüm mal varlıklarıyla birlikte sorumlu tutuluyorlar. Bu da mesleğe yeni girişleri ciddi şekilde azaltıyor.

37 Yıldır Değişmeyen 3568 Sayılı Meslek Yasası: Sayın Bakan, değerli bürokratlar; 3568 sayılı Meslek Yasası 1989'da yürürlüğe girdi. Bu sürede Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu baştan yazıldı, Kamu Gözetimi Kurumu kuruldu, Vergi Denetimi yeniden yapılandırıldı; elle tutulan defterden kendiliğinden oluşan elektronik kayıtlara geçildi. Bu mesleğin kendi Kanun'u neredeyse yerinde sayıyor! Bu Kanun, mesleği defter tutan bir meslekten teknolojiyi denetleyen ve danışmanlık veren bir mesleğe dönüştürecek şekilde mutlaka meslek örgütüyle birlikte yeniden yazılmalıdır.

“KANUN TEKLİFLERİMİZ MECLİS’TE BEKLİYOR, BİR TALİMATINIZLA SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR”

Vaktim müsaade etmediği için bir arabuluculuk sorununu, stajyerlere prim desteğini, tahsil edemediğimiz KDV'yi ödemek zorunda olduğumuzu, kâğıt üstünde bile kalmayan mali tatili ve tabii ki yeşil pasaport sorunundan bahsetmek istemiyorum; ama bunlar mali müşavirin acil çözüm beklediği sorunlardır.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; yukarıda sıraladığım sorunlarla ilgili bizzat benim de vermiş olduğum kanun teklifleri komisyonlarda bekliyor, bir talimatınızla hepsinin üstesinden gelinebilir.

Bu talepler bir meslek grubunun ayrıcalık istemesi değildir; bunlar adil bir ücret, orantılı bir ceza, sınırlı bir sorumluluk ve çağın gereğine ayak uydurma talepleridir. Bu talepler karşılandığında kazanan yalnızca mali müşavirler olmayacak, vergi idaresi de kazanacaktır.